Ölü Canlar'ı iki kitap olarak düşünen yazar yazdığı ikinci kitabı aldığı eleştiriler yüzünden imha etmek zorunda kalmış. Piyasada tek kitap olarak satılan Ölü Canlar'ın mevcut kitabında da çok eksik bölüm var. Kitabın bu kadar ağır eleştiriler alması o dönem için sürpriz değilmiş çünkü Ölü Canlar'ı asıl düşünen Puşkin, kendisi cesaret edemediği için olsa gerek, Gogol'a verdiği bilgiler doğrultusunda bu eserin yaratılmasını sağlamış. Ancak eleştiriler yüzünden günümüze tamamı ulaşmayan kitapta, ayrıca yazarın sık sık konuya ara vererek kendini savunmaya giriştiğine de şahit oluyoruz.
Çiçikov yeni bir kasabaya gelir ve otele yerleşir. Dört atın çektiği bir arabası, şöförü ve uşağı vardır. Giyimi kuşamı yerindedir; takım elbise ya da frak giymeyi sever. Düzgün traşıyla, kremlenmiş cildiyle, her zaman güzel kokan parfümüyle dikkat çeken biridir, ancak Çiçikov'un en etkileyici özelliği konuşmasıdır. Tüm bu özellikleriyle, sosyete içerisinde yer edinmesi bir kaç gün bile sürmeyecektir.
Çiçikov'un geldiği kasabanın ismi kitapta N kasabası olarak geçiyor. Büyük bir kasaba değil fakat kasabanın sosyetesine soaracak olursanız Petersburg'dan aşağı kalır yanı yok: Valisi, savcısı, emniyet müdürü, tüccarı, noteri ve daha başka zenginleri, eşleriyle düzenledikleri pahalı balolarda ya da öylesine buluşacaklarını söyledikleri ancak bir balodan eksiği olmayan akşam yemeklerinde Rusları küçümseyen tavırlarını takınır, kadınları Alman modasına göre seçilmiş kıyafetleriyle Fransızca konuşurlar ve Petersburg'un ışıklı akşamlarını kendi caddelerinde aratmazlar.
Çiçikov üst sınıftan biri gibi görünmektedir. Hayal dünyasında sadece zenginlik vardır; yeşillikler içinde güzel bir kasaba bulacak ve burada kuracağı büyük bir çiftlikte yüzlerce çitfçi ve uşağı onun sözünü dinlemeye hazır bekleyecektir. Bir melek kadar masum yüzlü bir hanımefendiyle evlenecek; üç tane çocukları olacak, bu çocuklar Avrupa'nın seçkin üniversitelerinde okuyacak ve herşeylerini borçlu oldukları babalarını onurlandıracaklardır. Çiçikov gerçek hayatta ise gittiği her kasabada adı sahtekarlığa karışmış birisidir. Babasını çocuk yaşta kaybeden Çiçikov'un babasından edindiği tek mirası, paranın değerini öğrenmek olmuştur. Para kazanmaya sıfırdan başlayan Çiçikov girdiği işlerde her zaman amirlerine yakın olmaya dikkat ederek kariyer basamaklarını hızlandırır. İlişki kurduğu insanlar üzerinde iyi bir izlenim bırakmaya özen gösterir. Ona göre zengin ve rütbeli insanlar başarılı insanlardır ve gösterdiği özel ilgiyi haketmektedirler. Zengin olmak amacıyla her türlü yolu kendine mübah gören Çiçikov, hiçbir zaman adam öldürmeyi düşünmemiş, hiçbir zaman hırsızlığa yeltenmemiştir. Ancak gittiği her kasabada adının sahtekarlığa karışmasına anlam verememektedir. O da herkesin yaptığı gibi rüşvet almış, sahte vasiyetnameler düzenlemiş, sahte tutanaklarla mal edinmiş birisidir. Bunlar Rusya'da bürokrasinin işlemesi için gerekli şeylerdir ve bunları yapan herkes ufaktan bir çiftlik almayı başarmışken Çiçikov neden hala zengin olamadığını bir türlü anlayamamaktadır. Bir kasabadan diğerine gezmesi satın alacağı çiftliği aramasından mıdır yoksa gittiği her kasabada mahkeme tarafından aranmasından mıdır, N kasabasında da durum pek farklı olmayacaktır.
N kasabasında işlerin karışması Çiçikov'un ölü canları satın aldığının duyulmasıyla başlar. Çiçikov son sayımdan sonra ölen çiftçilerin sahipliğini kağıt üzerinde satın alarak kendi işçisiymiş gibi göstermeye çalışır. Amacı bin tane ölü can toplamak, kağıt üzerinde canlı görünen bu ölü canlarla zengin bir çiftlik ağası gibi görünmek bir yana; yardım ve teşvik kredilerinden de faydalanmayı planlamaktadır. Çiftlik sahiplerinden ölü canları satın almaya çalışırken kentin bürokratlarıylada yakın ilişkiler kurmaktadır fakat ölü canlar konusunun hem bürokrasiyi hem ahlak anlayışını alt üst etmesi uzun sürmez ve Çiçikov'un bulaştığı herkes kendini kurtarmaya çalışırken kabak yine Çiçikov'un başında patlar ve hapse atılır.

Nikolai Gogol (1809 - 1852)
Çiçikov hapisteyken derin bir vicdan muhasebesine girer ve giriştiği tüm iç hesaplaşmalardan derin bir vicdan azabıyla çıkar; artık değişeceğini söylemektedir kendi kendine. Üstünü başını yırtmış, saçı sakalı birbirine karışmış halde bu dünyadaki zenginliğin önemli olmadığını, öbür dünya için hayırlı işlere kendini adayacağını, ruh zenginliğinin paradan daha değerli olduğunu tekrarlayıp durmaktadır. Çiçikov'un üst düzey bürokratlarla olan yakın ilişkileri sayesinde hapisten çıkması uzun sürmez. Kendine en iyi Alman kumaşından dört takım için kumaş kestirir, ertesi sabah yola çıkmak üzere arabasının hazırlanmasını emreder ve aynaya bakarken saçında gördüğü bir beyazlığa hayıflanarak bu kadar ıstırab çekecek ne vardı sanki" diye söylenir.